6 Ekim 2016 Perşembe

Cumhurbaşkanlığı Kupası Değerlendirmesi

Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın oynanmasıyla birlikte basketbolda yeni sezon tam anlamıyla başlamış oldu.
Bu final sezona dair ilk ipuçlarını görmemizi de sağladı.
Geçen yılki kadrosunu koruyan Fenerbahçe ile kadrosunda önemli bir dönüşüme giden Anadolu Efes’in karşılaştığı finalde uzun süre birlikte oynamanın getirmiş olduğu uyumu sahaya yansıtan ve bu avantajını kullanan Fenerbahçe kupaya uzandı.
Fenerbahçe geçen yılki sisteminin korurken özellikle Udoh&Vesely ikilisinin pota altındaki etkinliği Fenerbahçe’ye kupayı getiren temel noktalardan biri oldu.
Bununla birlikte yeni transfer James Nunnally’nin takıma tam anlamıyla adapte olamaması Fenerbahçe adına sayabileceğimiz önemli eksilerden biriydi. Berk Uğurlu’nun fırsat bulduğu kısa bölümde takıma katkı vermesi ve sorumluluk alması Fenerbahçe adına sezon içerisinde kazanılabilecek bir genç yeteneğin varlığına işaret etti.
Bu sezon geçen yılki sistemi koruyacak olan Fenerbahçe’de sezon boyunca katkısı en kritik olacak iki isim Sloukas ve Antic olacaktır. Özellikle uzun Euroleague yolculuğunda Sloukas ve Antic’in kenarda katkısı vermesi Fenerbahçe adına başarıya giden yolda çok önemli olacaktır. Fenerbahçe adına istikrarın getirdiği bir kupa zaferinden söz ederken Anadolu Efes cephesine de bakmakta fayda var.
Dün özellikle ilk yarıda beklenenin aksine hücumda tempo sorunu yaşayan ve savunmada da sertlik sorunu yaşayan Anadolu Efes’te sahanın her iki tarafında da alan paylaşımı konusunda yaşanan sıkıntılar Anadolu Efes’in geriye düşmesine sebebiyet verdi.
Bununla birlikte özellikle Alen Omic’in yokluğu Anadolu Efes’in reboundlarda sıkıntı yaşamasına zemin hazırlarken Fenerbahçe, bulduğu ikinci şans sayıları ve hücum reboundlarıyla Anadolu Efes’in direncini kırmayı başardı.
Anadolu Efes savunma sertliğini ve baskıyı arttırdığı dönemde maçın içerisine dâhil olurken hücumda tıkanması ve tercih hataları sebebiyle Fenerbahçe’yi bir türlü yakalayamadı.
Anadolu Efes adına sezon boyunca kritik nokta Thomas Huertel’in katkısı ve takımı saha içinde yönetme becerisi olacak. Bununla birlikte hücumda yüksek tempo basketbolu ve savunmada da alan paylaşımı Anadolu Efes için sezon sonundaki yerlerini belirleyecek önemli etkenlerden olacaktır.
Şu anki görüntü itibariyle Anadolu Efes’in,Fenerbahçe ve Darüşşafaka Doğuş’un gerisinde olduğunu belirtmekte fayda var, sezon içerisinde bu takımlara yetişip yetişemeyeceklerini ise Perasovic’le takımın uyumu belirleyecektir.

22 Ağustos 2016 Pazartesi

Memleketin Olimpiyat Karnesi

Olimpiyatın sona ermesiyle birlikte biz de karnemizi aldık. Bu olimpiyatta da karnemiz pek istediğimiz gibi olmadı, madalya tablosu üzerinden başarıyı değerlendirmek her ne kadar olağan karşılanan bir durum olsa da karnemizi madalya tablosu üzerinden değerlendirmek doğru olmaz.
Madalya tablosu yalnızca sporcuların ulaştıkları sonuçları belgeleyen bir belge niteliğindedir, bizim karnemizi ise madalya tablosundan ziyade toplum olarak spora ve olimpiyatlara bakışımız şekillendirdi.
Söz ettiğimiz bu karne toplumun her katmanına verildi aslında.
ilk olarak piramitin en üst noktasında bulunan yöneticilerimizin karnesiyle başlayalım.
Yöneticilik son yıllarda tesis yapma işini üstlenme ve denetleme mekanizması halini aldı durum böyle olunca olimpik ruh ya da değerler yerine elimizde tesis adını verdiğimiz bir sürü inşaat bütünü oldu. Bununla birlikte geçmişten günümüze kadar taşınan sporda emek sarf etmeden bir an önce kolay yoldan sonuç alalım alışkanlığının da bu olimpiyatlarda zirve yaptığını görüyoruz.
Yöneticilerin bu kolaycılık içerisinde olduğunu yıllardır görüyorduk ancak bu olimpiyatlarda dünyanın dört bir yanından kolay yoldan kazanma adına sporcu transferinin yapıldığını ve sonucun pek parlak olmadığını da gördük. Elbette bu şekilde yapılan her hamleye karşı olmak bir noktada dünyanın gerçeklerini inkâr olur ancak her dalda yapılan bu kolaycılık yerine spor aşinalığımızın tam oturmadığı belli dallarda genç sporculara yol açabilecek, onlara yol gösterecek birkaç deneyimli sporcunun ülkeye kazandırılması daha doğru olur.
Yöneticilerin temel sıkıntısı sporun inşaat yapılarak geliştirilebilecek bir alan olduğunu sanmaları ve her anlamda kolaycılık yoluna başvurmaları. Bu yüzden aldıkları karne itibariyle sınıfta kalan ilk kesim yöneticiler oldu.
Gelelim piramitin bir diğer parçasını teşkil eden ve belki de etki anlamında en yüksek güce sahip olan medyaya.
Spor medyası çok önemli bir sınav verdi ancak yine tam anlamıyla olimpiyatların hakkını veremedi ve sınıfta kaldı. Olimpiyatın başlamasına birkaç saat kala yayıncının belli olmaması ve olimpiyatların yayınlanamama tehlikesi bile medyanın sınıfta kalması için yeterli bir sebep olarak gösterilebilir ancak biz yine de medyanın durumuna daha ayrıntılı bakalım.
Olimpiyatların açılışına saatler kala yayın hakkını alan TRT, haklı olarak bu konudaki tavrı sebebiyle çok fazla eleştiri aldı.
Olimpiyat yayıncılığı anlamında pek çok hatalı yayıncılık tercihine imza atan TRT, en büyük fiyaskoya ise dün akşam imza attı ve Olimpiyat yayınlamak yerine Başakşehir-Shakhtar Donetsk maçını yayınlamayı tercih etti.
Aslında bu hatalı tercih TRT’nin toplumun isteklerini ve genel eğilimini de çözümleyemediğinin bir göstergesi. Okçulukta Mete Gazoz’un olimpiyattaki karşılaşmaları esnasında sosyal medyaya bakılarak aslında yayınladığında futbol dışı sporların da toplumda karşılık bulduğunu net bir biçimde görebiliyoruz.
Yani aslında sporseverler olimpiyatların yayınlanması için kurdukları baskıyla ve sosyal medyada yarışmalara verdikleri reaksiyonla ülke medyasındaki en büyük problemin talepten ziyade arz olduğunu gösterdiler.
Bir başka deyişle bir spor etkinliği, kaliteli ve doğru şekilde topluma ulaştırılırsa mutlaka toplumda karşılık görür.
İşte TRT tam da bunu anlayamadığı için zayıf bir karneyle yine karşımızda ve sınıfta kaldı.
Sporseverler olarak bizim karnemize bakacak olursak olimpiyatların yayınlanması için kurduğumuz baskıyla ve ülkede pek yaygın olmayan spor branşlarına verdiğimiz reaksiyonla eksiklerimize rağmen sınıfı geçmeyi başardık.
Ve son olarak gelelim sporcuların karnelerine pek çoğumuzun olimpiyatlar öncesinde varlıklarından haberdar bile olmadığı pek çok genç sporcuyla tanıştık ve bu da o isimlerin hepsinin sınıfı ‘pek iyi’ notuyla geçtiklerinin önemli bir kanıtı. Zaten tam bu yüzden yazının hemen başında karnemizi madalya tablosu üzerinden değerlendirmek doğru olmaz demiştik.
Bir olimpiyat daha geride kaldı, umarım bundan sonraki dönemde sporun siyasetin popülarite devşirme aracı olmadığı, dopingin ve kazanmak adına yapılan kolaycılığın yöneticilerimizde kendisine yer bulmadığı, medyamızın da toplumun isteklerini çözümleyebildiği günlerde başarılarımızı da yazma fırsatı buluruz.
Hoşça kal Rio, Hoş geldin Tokyo!

31 Mart 2016 Perşembe

DOPİNGTE YENİ DALGA ''MELDONYUM''

Doping ve spor özellikle 1980’lerden itibaren birbirleriyle ilişkisi gün yüzüne çıkan iki olgu olarak dikkat çekmekte.
Bu süreç içerisinde kullanılan yöntemler ya da kullanılan ilaçların içeriği değişse de doping sporun içerisinde kalmaya ve sporun konuşulan bir parçası olmaya devam etti. Başta son dönemlerin en büyük ve en üzücü doping hikayelerinden biri olan Lance Armstrong olayı olmak üzere pek çok doping hikayesi gündemi sarstı.
Bu sürecin son halkası ise Maria Sharapova’nın meldonyum kullanması sebebiyle aldığı ceza oldu. Peki meldonyum nedir, sporculara nasıl etki eder, nasıl ortaya çıkmıştır?
Meldonyum yalnızca Letonya’da üretilen ve yaklaşık 40 yıllık bir geçmişi olan bir madde. Meldonyumu Baltıkların en büyük farmakoloji firması olan Grindeks üretiyor, meldonyum 1975 yılında Letonyalı İvars Kalvinş’in geliştirdiği bir ilaç.
İlacın ilk üretilmeye başlandığı dönemde adı Kvaterin’di yıllar içerisinde maddenin adı meldonyum olarak değişti. Peki meldonyum ne işi yarar ve hangi durumlarda kullanılır?
İlk olarak meldonyumun salt bir performans arttırıcı olmadığını belirtelim yani meldonyum salt olarak performansa etki eden bir ilaç değil. Meldonyum performansı arttırmaktan ziyade sporcunun performansını optimum olarak kullanmasını sağlıyor.
Bunu iki şekilde yapıyor. Bu durumu anlamlandırmak adına önce meldonyumun temel kullanım amacını da analiz etmek gerekiyor. Meldonyum kalp ve damar hastalıklarında kullanılan önemli bir ilaç. Kalp ve damar hastalarına en çok önerilen ilaçlardan biri olduğunu söyleyebiliriz.
Bununla birlikte özellikle Anjina Pektoris olarak bilinen en basit şekliyle kalp sıkışması ya da göğüs baskısı şeklinde adlandırabileceğimiz hastalığın tedavisinde vazgeçilmez bir unsur. Zaten sporcuların ve antrenörlerin meldonyumun cazibesini keşfetmesi de tam bu noktada ortaya çıkıyor.
Meldonyumun salt bir performans arttırıcı olmadığını söylemiştik. Peki meldonyum sporcu performanslarını nasıl etkiliyor ve onlara nasıl avantaj sağlıyor?
Meldonyum iki yolla sporcu performanslarına etki ediyor:
1)Kalbin enerjini kullanımını düşürüyor. Yani aynı enerji miktarıyla sporcuların performanslarının daha uzun süre devam ettirmelerini sağlıyor. Basit bir şekilde açıklamak gerekirse kalbin 5 birimlik bir enerji kullanımıyla sporcu 30 dakika hareket edecekse kalbin 5 birimlik bir enerji kullanımıyla sporcunun 50 dakika hareket etmesini sağlıyor. Yani bir anlamda sporcunun enerji kullanımı aynı kalırken süreç uzuyor. Bu da özellikle buz hokeyi,biatlon ve tenis gibi dayanıklılık sporlarında meldonyumun kullanılmasını beraberinde getiriyor zaten doping olarak nitelenmesinin temel sebeplerinden biri bu.
2)Meldonyumun sporculara yaptığı bir diğer etki ve sağladığı avantaj ise kalbin çalışma performansını(hacmini) arttırması. Bunu da basite indirgeyerek şu şekilde açıklamak mümkün. Kalbin performans alanını belli bir süre için geliştiriyor. Yani diyelim ki kalbiniz 10 birimle 50 birim arasında bir hareket alanına sahip ve siz de maksimum olarak kalbinizi 30 birimlik bir performansla kullanabiliyorsunuz. Meldonyum kalbinizin hareket alanını 10 birimle 70 birim arasına getiriyor ve kalbinizi optimum bir performansla kullanmanızı sağlıyor yani kalbinizi 30 birimlik bir performansla kullanırken kalbinizi 50 birimlik bir performansla kullanabiliyorsunuz.
Meldonyum özellikle buz hokeyinde uzun süredir kullanılan ve sporlar içerisinde en çok etki yaptığı spor dalı. Fakat 2015-2016 sezonu itibariyle meldonyum diğer sporlarda olduğu gibi buz hokeyinde de yasaklandı. Diğer kış sporlarında da(özellikle biatlon) meldonyum sıkça kullanılıyor fakat bu kullanım artık meldonyumun yasaklı maddeler listesine girmesiyle birlikte sezon içerisinde gerçekleşmiyor.
Sporcular artık meldonyumu sezon içerisinde kullanmaktan ziyade boş dönemlerinde yani sezon arası dönemde hazırlık kamplarında kullanıyorlar. Bu önemli bir soruyu daha gündeme getiriyor,meldonyum vücuttan ne kadar sürede atılabiliyor?
Meldonyum konusunda bu anlamda bir süre vermek pek kolay değil. Meldonyum tartışmalarının alevlenmeye başladığı günlerde meldonyumun vücuttan 2 ayda atılabildiği öne sürülmüştü fakat sonrasında bu durumun sporcuların bünyeleriyle alakalı olduğu ve bu sürenin farklılık gösterebileceği söylendi. Bu sebepten dolayı sporcular özellikle de olimpiyat senesinde meldonyum kullanımı konusunda risk almak istemiyorlar ancak üretildiği coğrafyada meldonyum kullanımının halen çok yaygın olduğunu belirtmekte fayda var.
Peki meldonyum nasıl alınır?
Meldonyum vücuda farklı şekillerde alınabiliyor. 250 ve 500 mglık tabletler halinde satılan meldonyumun en yaygın olarak kapsül halinde vücuda alınıyor nadir de olsa enjeksiyon yöntemiyle de vücuda alındığı bilinmekte ancak bu yöntem çok fazla tercih edilmiyor.
Meldonyumu bulan İvars Kalvinş yaşanan doping tartışmaları konusunda oldukça şaşkın olduğunu ve meldonyumun temel olarak vitaminlerle benzer bir şekilde çalıştığını belirtiyor.
Temel olarak glikozu harekete geçirip damarlardaki oksijen kullanımını azalttığını böylece kalbin daha rahat çalıştığını belirten Kalvinş bunun temelde vitaminlerle benzer işlevi yarattığını savunuyor.
Bu süreçte meldonyumun gündeme gelmesini siyasi konjoktürle bağdaştıran pek çok yoruma rastlamak mümkün. Rusya’nın son yıllarda örgütlü doping vakalarıyla gündeme gelmesiyle beraber oluşan bu şüphe ve tepki hali meldonyumu kadar sıçradı. Bunun en önemli sebebi Rusya’da sporcular bağlamında meldonyum kullanımının çok üst seviyede olması yatıyor.
Dayanıklılığa etki ettiği için kullanım yelpazesi de oldukça geniş. Buz hokeyi,biatlon,bisiklet,basketbol,atletizm ve daha pek çok spor dalında meldonyum kullanılıyor.
Sporcuların yorumlarına baktığımızdaysa önemli bir bölümü meldonyumun özellikle sezona hazırlık döneminde yapılan kamplarda onları rahatlattığını bir başka deyişle yorgunluğu hafiflettiğini söylüyor.
Ancak meldonyumun salt bir performans artışı sağlamadığı konusunda hemfikir. Bununla beraber meldonyumun herhangi bir etki yapmadığını ve bu anlamda bir işlevi olmadığını vurgulayan bazı sporculara da rastlamak mümkün.