18 Mart 2013 Pazartesi

SPOR KÜLTÜRÜ VE OLİMPİYATLAR

Memleketçe yıllardır olimpiyat düzenleme hayali kuruyoruz. Bu hayale ulaşmak için yıllarca aday olduk ancak bir türlü hedefimize ulaşamadık. Ardından bu başarısızlığın nedenleri hep yüzeysel olarak sorgulandı;devlet yeterince destek vermedi,oylamada hakkımız yendi,güçlü lobi oluşturamadık vb.
Ancak bu durumun temel nedenleri hep unutuldu. Ülkemizde güçlü bir spor kültürü olmaması,sporun toplum tarafından bir eğlence bir kültür aracı olarak algılanamaması ve önemlisi ülkedeki spor kültürünün sadece 'kazanmak' ve 'linç' üzerine kurulu olması. Ülkede sporun sadece futbol olarak algılanması da irdelenmesi gereken bir sorun, bu duruma olimpiyat penceresinden baktığımızda ise futbol karşılaşmalarında bile tribünleri dolduramayan bir yapıyla karşılaşıyoruz. Futbolda durum böyleyken ülkede yaygınlaşamamış sporların izleyici toplamasını beklemek biraz hayalcilik olur. Bu sporlarda tribünler bir şekilde doldurulsa bile(sponsorluk,promosyon vb. yöntemlerle) bu gelen izleyicilerin büyük kısmının bildiği tek destek sloganının 'vur kır parçala bu maçı kazan' olması ve bu sloganın ülke sporuna hakim olması aşılması imkansız olan bir diğer sorun. Devlet desteğinin ve yatırımların sadece inşaat olarak algılanması olimpiyatları alsak bile sporcu havuzu oluşturamayacağımızı gösteriyor. Bu durumun en önemli örneğini Erzurum'da düzenlenen Üniversite Kış Olimpiyat Oyunlarında yaşadık.Yapılan tesisler olimpiyatların bitmesiyle beraber kendi hallerine bırakıldı. Biz bu oyunları bir başlangıç olarak görmek yerine bir sonuç olarak gördük. Olimpiyat oyunlarını bir başlangıç olarak gören ülkelere en iyi örnek İspanya. 1992 Barcelona'yı bir milat olarak alıp her sporda güçlü bir sporcu havuzu oluşturup 10 yıl içerisinde sayılı spor ülkelerinden biri oldular. Eğitim sistemi de ülkemizde spor kültürü oluşmasını engelleyen bir diğer unsur. Bu durumu hafifletebilmenin en kolay yolu olimpik sporcu yetiştirebilecek devlet akademileri kurmak ve futbol dışı sporlarda devlet desteğini arttırmak. Bu yöntemleri izleyen ülkelere örnek olarak Avustralya ve Kazakistan verilebilir. Sporda başarılı olma ölçütümüzü madalya olgusundan ayırmalıyız. Başarılı olmanın ölçütleri çok sayıda sporda katılım ve nüfusumuz oranında sporcuyla katılım olmalı. Hedef 2020 olimpiyatları olsa da bu tarih bizim için çok erken çünkü henüz olimpiyatları düzenlemeyi hak etmiyoruz. Spor kültürümüzü oluşturabildiğimiz gün biz de olimpiyatları düzenlemeyi hak eden ülkeeler kervanına katılırız.